Gerçekten ilgi çekici bir dizi.

Robotik alanınla ilgilenen veya merak duyan arkadaşlar için lisans tezimi yayınlıyorum. Projeye ait sunucu, istemci ve mikro denetleyici yazılımları ekte yer almaktadır. Umarım faydası dokunur.
Tez:
https://www.dropbox.com/s/zlr9wf04pz4cg3c/Otonom%20Robot%20ile%20G%C3%B6r%C3%BCnt%C3%BC%20%C4%B0%C5%9Fleme.pdf
Yazılımlar ve gömülü linux sistemi dosyaları:
https://www.dropbox.com/s/dtdtqf6izpjvxir/Otonom%20Robot%20ile%20G%C3%B6r%C3%BCnt%C3%BC%20%C4%B0%C5%9Fleme.tar.gz
Tek bir kurşun saklıyorum çekmecemde. Artık sana dair hiçbir şey yok bende. Seni ufaladım, parçalarına ayırdım ve bir barut gibi bu kurşunun içine yerleştirdim.
Zamanı geldiğinde o kurşunu tabancama özenli bir şekilde yerleştireceğim. Tetiğe bastığım anda ne senden bir iz ne benden…
Sözlerime başlamadan önce şunu öncelikle belirtmek isterim ki; yaşamın kıyısında bulunan ve yaşama dair olmuş her ne varsa bunların her biri, bir gün mutlak yok olacaktır. Bu yüzdendir ki zamana bağlı kalmamak, zamandan soyutlanmış olmak gerekir. O kalın duvarları topa tutmak ne kadar da zevkli. Öylesine kendinden bir an olsun geçmek. Yokluk içinde var olmak. Habersiz, sessiz ve sakince…
Sen de görüyorsun aslında ve bunları çok iyi biliyorsun. Hatırlar mısın bilmem. Sana bir söz etmiştim. “Bana bulaşma.” Sen inatçısın! Vazgeçmeyecektin değil mi? Ta ki ben teslim olana kadar. Şimdi soruyorum. Sana bu şansı kim verdi?
İNATÇI!
Bu savaşın bir galibi yok henüz…
Ve anladım ki ne sen gidebiliyorsun ne ben kalabiliyorum. Öyle bir hayat yaşıyoruz ki şimdi; ağlamak gülmenin mahkumu, gülmek ağlamanın gardiyanı gibi sanki…
Ve anladım ki ne seninle ağlayabiliyorum, ne de sensiz gülebiliyorum.
Belki de sen aşka aşıktın, ben üstüme alındım bilmiyorum. Bir gün gerçekten seni terk edebilecek miyim onu da bilmiyorum. Üzerine sinen benin kokusunu duymadan yaşayabilecek misin?.. Çünkü, senden geriye sadece sen kalana dek terk edilmiş olmuyorsun.
İnsan yaşadığı anın değerini yaşadıklarından ötürü değil, neler yaşayacağını bilmediğinden ötürü bilmez. Seni çok seviyorum; bir gün seni terk etme gücümü kendimde bulup bulamayacağımı bilmeye bilmeye… Anlıyor musun?
Gel “biz” olalım demek kolay… Benimle hiç olur musun?

Sana açılan bütün kapıları üzerime kapatıp çekip gidiyorum. Eğer bir gün aklıma gelecek olursan o anda aklımın fişini de çekeceğim. Dört bir yana salacağım sana olan aşkımı. Yeni aşıklar yeşerecek şu acun denen koca boşlukta. Onlar da benim gibi nasibini alacak çirkef dünyanın oyunlarından. Bu devran böyle dönecek ve hiç son bulmayacak.
Sensiz yaşamın sırlarını çözmeye çalışırken yine kendimi çıkmazların içinde bulacağım. Bekleyeceğim, bir çift söz için. Sadece bir çift söz… Sonra tekrar kendime soracağım. Nedir bu? Bir ses yankılanacak kulaklarımda. O kadar derin o kadar etkileyici bir ses ki beni benden alıp yerime başkasını koyacak. İşte o an, huzura kavuşacağım.
İnsan, dirliğinde gerçekleştirmek istediği hayaller adına bir şeyler yapmaya çalışırken amaçsız bir yaşama sürükleniyor. Buna bazen bir başkası sebep olabiliyor bazen de insanın kendisi. Başlarda hayat toz pembe gözükse de zamanla yanlış bir seçim yaptığının farkına varıyor insan. Geriye dönülüp bakıldığında ne kadar boş bir hayat yaşanılmış, hak etmeyenlere verdiğin değer, gözünde büyüttüğün o koca insanlar, hepsi bir olmuşta sanki senin kuyunu kazıyorlarmış gibi geliyor ve mezar kabul’un çoktan atılmış üzerine. İşte o anda zamanın sana karşı oynamış olduğu oyunu görüyorsun. Müdahale etme şansın olmuyor.
Toprağı bol olsun.
Geride bıraktıklarının aslında hemen önünde seni bekliyor olması ne garip. Unuttuğunu zannetmişken kafanı kaldırıp önüne bakmak hatırlaman için yeterli. Kim hatırlamak istiyor ki? Benimle değilse, benim değildir.
Aslında bu tür karşılaşmalar muhtemeldir; dünya maalesef birilerini unutmak için oldukça küçüktür. Olmadık zamanda pat diye karşınıza çıkar hem de hiçbir şey olmamış gibi. Belki de onun için hiçbir şey olmamıştır.
Bu ve benzeri tatsızlıklar yaşamamak için aşk konusunda materyalist olup aşkı eylem yeri olan yatakta bırakmakta fayda vardır. Yatak dışına taşınan aşklar size zevk vermez tabi mazoşist değilseniz.
Şehvetin eş anlamlısı olan aşkı başkalaştırıp, takıntı ve ardında bağlanmaya dönüştürmek en büyük hatalardandır.
